Gözümün önünde..
Kalbimin ilmik ilmik ayrıldığını hissediyorum.
Paramparça.
Nefesin yetmediği anlar..
Gerçeğin kaçınışmazlığı beton gibi çarpıveriyor yüzüme.
Bunca zaman korumuşken kendimi gerçekten, bir anda allak bullak oluveriyorum.
Ne saygı kalıyor kendime ne sevgi.
Hala ama hala...
Aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
Gözümün önünde canlanan sahneler...
Kendimi karşılaştırmalar.
Hayır ben karşılaştırılamam o görüntülerle.
Nefret ediyorum senden.
Nasıl harcandı o kadar zaman?!
Elimde görünmez bir bıçak, saplayıp duruyorum kendime. Nereme geldiğini umursamadan.
Hisler kayboluyor.
Soyutlar kopkoyu somutlara dönüşüyor.
Bir zamanlar sadece yumuşak olan dokular demir yığınına dönüşüyor.
Ve ben o demir yığınında eziliyorum.
Çürüyor bazı yerlerim.
Çürükleri, ezikleri tedavi edemiyorum.
Aldığım her darbede kendim daha az anlam ifade ediyor kendime.
Bu sefer değişir miyim acaba?
Gözümün önünde!
Ne umudum var artık ne de inancım.
Tebrikler.
Sanırım başaran sen oldun.
Tebrikler.
Thursday, 17 May 2007
Wednesday, 16 May 2007
Thank you for curing me of this ridicilous obsession about love
Yeni mi? Daha önce hiç görmemiştim.
Hadi artık diğer yere gidelim. Kimler geliyor?
Merhaba siz de mi buradasınız? Ne güzel. İsimleriniz ne? Tanıştığımıza memnun oldum.
Sanırım olmayacak bu iş.
Evet oldu galiba.
Bu gece değil.
...
Hadi çıkalım, geç kalıyoruz.
Geldi işte, ben de seni bekliyordum.
Neden mi?
...
Günaydın.
Görüşmek üzere. Herşey için teşekkürler.
...
Evet mutluyum. Herşey çok güzel gidiyor. Umarım devam eder.
...
Ama neden?
Uzak mı? Nasıl yani?
Ama...
...
Gidiyor musun? İyi yolculuklar.
Tabi ki görüşürüz. Merak etme.
Kendine iyi bak.
...
Boşluk
...
Boşluk
...
Boşluk
...
Hoşgeldin.
Çok iyiyim.
Uzun zaman oldu.
Gerçekten böyle mi düşünüyorsun?
Bilmiyordum, şaşırttın beni.
Sevindim.
Ne?
Ama daha iki dakika önce...
Anlıyorum.
Ne benimle ne bensiz diyorsun yani.
O zaman ben gideyim.
Hayır, bırak elimi.
İyi ederim ben kendimi.
...
İyi edemedim ben kendimi.
...
Yok canım bana bakmamıştır, yanlışın olacak.
İzledi mi gerçekten beni?
...
Neyse ya, böyle oldu bu hikaye de.
...
Senden hiç beklemezdim. Ne gerek vardı böyle bir şey yapmana.
Ama sen de yanındaydın.
Tabi ki dışarıda konuşabiliriz.
Hiçbir zaman anlayamadım bunların nedenini.
Hep aynı şeyleri söylüyorsun.
O zaman bırak da gideyim.
O zaman bırakma da gitmemeyim.
Dayanamıyorum.
Burayı terk etmem gerek.
Hayır peşimden gelme lütfen. Gelirsen...
Geliyorsun demek.
Hayır tekrar dinleyemem seni.
Daha fazla koşamayacağım.
Hala oturuyor musun orada.
İzleme beni lütfen.
Bana doğru geliyorsun farkındasın değil mi?
Yaklaşıyorsun.
Daha da yaklaşıyorsun.
Ama bana böyle sarılırsan...
Peki neden?
Madem saklayacaksın yüzünü boynumda, o zaman neden?
...
Dün gece rüyamda seni gördüm.
Halbuki sen yanımdaydın.
Daha önce hiç böyle bir şey olmamıştı.
Yetmeyen, az gelen ne?
Ancak rüyalarımla beraber tamamlayabiliyorum varlığını, uyurken elin elime kenetlense bile.
...
Günaydın.
Gitmeliyim.
Hayır sen kal.
Güle güle.
...
Boşluk
...
Gelir misin?
Tamam on dakika sonra görüşürüz.
...
Boşluk
...
Deprem
...
Canavar
Gerginlik
...
Rahatlama
...
Boşluk
...
Belirsizlik
...
Boşluk...
Hadi artık diğer yere gidelim. Kimler geliyor?
Merhaba siz de mi buradasınız? Ne güzel. İsimleriniz ne? Tanıştığımıza memnun oldum.
Sanırım olmayacak bu iş.
Evet oldu galiba.
Bu gece değil.
...
Hadi çıkalım, geç kalıyoruz.
Geldi işte, ben de seni bekliyordum.
Neden mi?
...
Günaydın.
Görüşmek üzere. Herşey için teşekkürler.
...
Evet mutluyum. Herşey çok güzel gidiyor. Umarım devam eder.
...
Ama neden?
Uzak mı? Nasıl yani?
Ama...
...
Gidiyor musun? İyi yolculuklar.
Tabi ki görüşürüz. Merak etme.
Kendine iyi bak.
...
Boşluk
...
Boşluk
...
Boşluk
...
Hoşgeldin.
Çok iyiyim.
Uzun zaman oldu.
Gerçekten böyle mi düşünüyorsun?
Bilmiyordum, şaşırttın beni.
Sevindim.
Ne?
Ama daha iki dakika önce...
Anlıyorum.
Ne benimle ne bensiz diyorsun yani.
O zaman ben gideyim.
Hayır, bırak elimi.
İyi ederim ben kendimi.
...
İyi edemedim ben kendimi.
...
Yok canım bana bakmamıştır, yanlışın olacak.
İzledi mi gerçekten beni?
...
Neyse ya, böyle oldu bu hikaye de.
...
Senden hiç beklemezdim. Ne gerek vardı böyle bir şey yapmana.
Ama sen de yanındaydın.
Tabi ki dışarıda konuşabiliriz.
Hiçbir zaman anlayamadım bunların nedenini.
Hep aynı şeyleri söylüyorsun.
O zaman bırak da gideyim.
O zaman bırakma da gitmemeyim.
Dayanamıyorum.
Burayı terk etmem gerek.
Hayır peşimden gelme lütfen. Gelirsen...
Geliyorsun demek.
Hayır tekrar dinleyemem seni.
Daha fazla koşamayacağım.
Hala oturuyor musun orada.
İzleme beni lütfen.
Bana doğru geliyorsun farkındasın değil mi?
Yaklaşıyorsun.
Daha da yaklaşıyorsun.
Ama bana böyle sarılırsan...
Peki neden?
Madem saklayacaksın yüzünü boynumda, o zaman neden?
...
Dün gece rüyamda seni gördüm.
Halbuki sen yanımdaydın.
Daha önce hiç böyle bir şey olmamıştı.
Yetmeyen, az gelen ne?
Ancak rüyalarımla beraber tamamlayabiliyorum varlığını, uyurken elin elime kenetlense bile.
...
Günaydın.
Gitmeliyim.
Hayır sen kal.
Güle güle.
...
Boşluk
...
Gelir misin?
Tamam on dakika sonra görüşürüz.
...
Boşluk
...
Deprem
...
Canavar
...
Gerginlik
...
Rahatlama
...
Boşluk
...
Belirsizlik
...
Boşluk...
Tuesday, 15 May 2007
Si j'étais une fée...
Acıyor işte.. Acıyor..
Bekliyorum, öyle güçlü bekliyorum ki.. Duyuyor olsa gerek, geliyor.
Gelince canım acıyor.
Görünce...
Her sessizlikte biraz daha aşınıyorum.
Her sessizlikte biraz daha yoruluyorum.
Her sessizlikte bir parça daha toprak atıyorum üzerime.
Kıramadığım her sessizlikte daha çok düşüyorum, daha çok düşmek istiyorum.
Bazen bedenimi yırtıp dışarı kaçmak isteyen ruhum her sessizlikte bedenimde daha çok küçülüyor. Kaçacak, saklanacak karanlık bir köşe arıyor. Ama içerisi öyle karanlık ki gözleri bir türlü karanlığa alışamıyor.
Korkuyor bu sefer. Aydınlığa çıkmak istiyor ama en ufak bir ışık parçası bile bulamıyor.
Her çıkmazda hayat değiştirmek zorunda kalıyorum.
Her yeni hayatta daha kısa süreli oluyor başlama heyecanım.
Değiştirecek hayat kalmayınca ne olacak?
Ya bir gün değiştiremezsem ne olacak?
...
Nefret ettirene kadar peşini bırakmıyorum.
Üstüne üstüne gidiyorum.
Yıpratıyorum.
Yıpranıyorum.
Öldürüyorum.
Kolay oluyor ölmesi.
Kendi uzayıma çıkıyorum.
Uzayımda mutlu oluyorum.
Uzayımda hafif oluyorum.
Uzayımda benden başka kimseler olmuyor.
Sesler kayboluyor, izler kayboluyor, yüzler kayboluyor.
Sadece ben..
Görmek istediğim gibi.
Olmak istediğim gibi..
Değiştirebildiğim gibi..
Rüzgarın yüzüme vurması, saçlarımın arasından tenime ulaşması tebessüm oluyor dudaklarımda.
Beyaz perdelerin arkasına saklanan gözlerim ıslanıyor. Buğulanıyor her yer.
Parmaklarımla rüzgara dokunuyorum. Dokunuşalrım notalara dönüşüyor. Uçarcasına şarkılar yazıyorum.
Alıp kaçırıyorum kendimi.
"Belki bir gün..." diyorum.
"Belki bir gün..."
Bekliyorum, öyle güçlü bekliyorum ki.. Duyuyor olsa gerek, geliyor.
Gelince canım acıyor.
Görünce...
Her sessizlikte biraz daha aşınıyorum.
Her sessizlikte biraz daha yoruluyorum.
Her sessizlikte bir parça daha toprak atıyorum üzerime.
Kıramadığım her sessizlikte daha çok düşüyorum, daha çok düşmek istiyorum.
Bazen bedenimi yırtıp dışarı kaçmak isteyen ruhum her sessizlikte bedenimde daha çok küçülüyor. Kaçacak, saklanacak karanlık bir köşe arıyor. Ama içerisi öyle karanlık ki gözleri bir türlü karanlığa alışamıyor.
Korkuyor bu sefer. Aydınlığa çıkmak istiyor ama en ufak bir ışık parçası bile bulamıyor.
Her çıkmazda hayat değiştirmek zorunda kalıyorum.
Her yeni hayatta daha kısa süreli oluyor başlama heyecanım.
Değiştirecek hayat kalmayınca ne olacak?
Ya bir gün değiştiremezsem ne olacak?
...
Nefret ettirene kadar peşini bırakmıyorum.
Üstüne üstüne gidiyorum.
Yıpratıyorum.
Yıpranıyorum.
Öldürüyorum.
Kolay oluyor ölmesi.
Kendi uzayıma çıkıyorum.
Uzayımda mutlu oluyorum.
Uzayımda hafif oluyorum.
Uzayımda benden başka kimseler olmuyor.
Sesler kayboluyor, izler kayboluyor, yüzler kayboluyor.
Sadece ben..
Görmek istediğim gibi.
Olmak istediğim gibi..
Değiştirebildiğim gibi..
Rüzgarın yüzüme vurması, saçlarımın arasından tenime ulaşması tebessüm oluyor dudaklarımda.
Beyaz perdelerin arkasına saklanan gözlerim ıslanıyor. Buğulanıyor her yer.
Parmaklarımla rüzgara dokunuyorum. Dokunuşalrım notalara dönüşüyor. Uçarcasına şarkılar yazıyorum.
Alıp kaçırıyorum kendimi.
"Belki bir gün..." diyorum.
"Belki bir gün..."
Subscribe to:
Posts (Atom)