Saturday, 29 May 2010

Sardunyalar

Karanlığı delip geçti gökkuşağı..
Renklerinin arasına küçük bir kelebek saklamış..
Odaya girdi, kelebeği içime atıverdi..
Kanat çırptı kelebek ama çırpınmadı..
Kanat çırpınca kelebek
Melodiler oldu
Dans ettik kelebekle
O çaldı, ben söyledim, biz oynadık..
İçime doğdu gökkuşağı,
Kelebekle birlikte..
Yağmur dindi, gökkuşağı koşup gitti..
Kelebekle kaldık baş başa..
Kelebekle şarkılar yaptık..
Kelebekle birlikte planlar yapmaya başladık
Her yağmur yağdığında güneşi de elinden tutup getirmek için..
Yağmurla güneş el ele tutuşsunlar ki gökkuşağı yine gelsin..
Onlar el ele tutuşsunlar ki
Kelebekle ben tekrar şarkılar söyleyip dans edelim..
Yorulunca dans etmekten
Kelebeğimi koydum başucuma, pamuklardan yaptığım yatağına..
Ve biz tavanımda ışıldayan hayali yıldızlara bakarken kocaman bir gülümsemeyle
Beraber yazdık masalımızı senin için..

Friday, 28 May 2010

O değil de..

Beklemek zor mu?
Beklemek yorar mı?
Beklediğin gelir mi?
Beklediğin seni özler mi?
Beklediğin seni bekler mi?
Peki ya boşluksa beklediğin?
Beklenecek kimse, hiçbir şey yoksa?
O zaman o beklemek midir?
O kaderi mi beklemektir?
Kader rüzgarda burnuna gelen tanıdık bir koku mudur?
Kader onun gülüşü müdür?
Kader nedir?
Peki hayat nedir?
Lacivert denizin içindeki parlak turuncu balık mı?
Yemyeşil ormanın içinden göz kırpan pembe yapraklı ağaç mı?
Yoksa teni ağarmış bir çocuğun çıplak ayaklarındaki yaralar mı?
..
Sorular..
Sorular..

Mavi

Kapanacaksın..
Kapatacaksın..
Çözemiyorsan düğümü susacaksın..
Askıya alacaksın kendini, hayatı..
Bedenin çalışmaya zorlarken kendini ruhun uçup gitmek için yanıp tutuşuyorsa
Bırakacaksın ipini..
Bırakacaksın ki gidip dolaşsın..
Bırakacaksın ki kendi karar versin nereye konmak istediğine..
Korkmayacaksın..
Yalnız kalmak değildir sonu..
Dönüp geldiğinde ipini tutmana yardım edecek biri olacaktır her zaman..
Ama korkuyorum bırakırsam geri dönmeyecek diye..
Korkuyorum kaçıp gitmeyi bekliyor diye..
Sessiz sessiz kıpırdanıyor içimde sanki..
Bulduğu küçük boşluktan elini uzatmış
Okşar gibi tatlı tatlı genişletmeye başlamış göğsümdeki deliği..
Gıdıklıyor beni..
Gülüyorum
Gülünce daha çok gıdıklıyor şeffaf parmaklarıyla..
Ellerini tutmak istiyorum ama
Göremiyorum..
Canım yanmaya başlıyor..
Nefesim kesiliyor
Gözümden yaşlar inmeye başlıyor..

Susuyorum..

Duruyor..

Duruyorum..

Dünya daha hızlı dönüyor..

Biz duruyoruz..

Tuesday, 25 May 2010

Buuumm..

Sadece ölmek istedim.
Ben..
Yaşamayı herşeye rağmen, herşeye ve herkese rağmen delicesine seven ben ölmek istedim.
Bütün zevkler, bütün tatlar bitmişti.
Eskiden gözlerimin beyazında parıldayan kahverengi ışıklar yerine sararmış bir fonda karanlık iki nokta görmeye başlamıştım.
Bitmişti herşey benim için.
Bitmişti hayat.
Beklentiler, amaçlar, hırslar bitmişti.
Ben umutsuzca ölmeyi beklerken bir şey oldu.
Bir an oldu.
Beni kurtaracak bir an.
Çok acayip bir şey oldu.
Yüzüme bir gülümseme oturdu.
Damarlarımda küçük havai fişekler dolaşmaya başladı.
Sarılıklar gitti, ışık parçaları belirdi yeniden.
Çok acayip bir şey oldu.
Kıvırcık bir şey, yumuşak bir şey.
Uzakta, yalnız..
Çok acayip bir şey..
Ve ben çok acayip bir karar aldım..