Ağzımda belli belirsiz bir tat var şu anda. Sıcacık diyemeyeceğim. Güzel ve iyi hissettiriyor sadece. Tiramisu tadında bir partner, olmak istediğim tek şehirde olabilecek en güzel manzaranın önünde, bir şişe beyaz şarap, içini serinleten bir esinti eşliğinde hayatı anlatmak birbirine.. Sonrasında evinin güven ve huzurunda şarkılar mırıldanarak şehri ve gözlerini kapamış şarkını dinleyen güzel erkeğin hatlarını ve detaylarını izlemek, gözlerinle okşamak saçlarını.. Sıcak ve bunaltıcı bir yaz akşamında çekinmeden sevmek birbirini, sorgulamadan, yalnızca o an sevmek için sevmek.. O anın içinde, onun dokunuşlarında yaşamak.. Her hücrenin terlemesi ve terinin karışması onunkine.. Islak saçlarını koklamak, öpmek alnını güzel başı göğsünde tatlı bir ağırlık yaparken.. Yalnızca bir gece için de olsa insanlığı her yönüyle paylaşmak.. Bakışında kendi bakışını, yansımanı görmek.. Gözlerimdeki gülüşü görmesi ve bunu dile getirip takdir edebilecek kadar erkek oluşu..
Bir pazartesi rüyası oldu hayatımda. İyi ki de oldu. İyi ki de tanıdım, iyi ki de paylaştım beni onunla. Ağzımdaki tadı, bana bıraktığı gülümsemeler, kumral saçlarının rüzgarda oynaşmasının fotoğrafıyla kapıyı kapadım arkasından, bir damla bile üzüntü duymadan, bir an bile pişmanlık hissetmeden.. Tam anlamıyla bir hafiflikle, İtalyan usulü bir veda ile..
No comments:
Post a Comment