Onlar daha çok küçükler. Ne gördüler ki hayatta? Ne yaşayabildiler ki? Büyükbaşların onlara zorla yaşattıkları çalıntı hayatlarındayken gittiler. Ne için? Kim için? Hangi vatan için? Biz vatan olabiliyor muyuz ki? Kalbim sızlıyor. Soyut sızlamak değil. İnceden inceye, elle tutulurcasına sızlıyor. Daha kaç tane çocuk gitmeli yaşayamadan hayallerini? Büyük oyunlar, büyük hesaplaşmalar içinde daha kaç tane dünyadan bi' haber çocuk uçup gidecek buralardan ne uğruna olduğunu anlamadan?
Bir baba bağırıyor, oğlum bu vatana feda olsun diye. Gurur duyuyorum onunla diye. Yalan tesellilerle söndürmeye çalışıyor ateş olmuş yüreğini. Herkes birbirine nefret kusuyor. Nefret daha çok nefreti doğuruyor. İnsanların tepkileri sınırları aşıyor. Küçük amaçların büyük kurbanları, yalan kahramanları oluyorlar. Herşey nefretten doğmuyor mu? Ne olurdu sevebilsek sanki birbirimizi. Nedir bu kadar paylaşılamayan? Nedir insan hayatından daha değerli olan?
Boğazımda kocaman bir yumru var. Yutkunamıyorum, nefes alamıyorum, ağlarken hıçkıramıyorum bile. Onlar için hiçbir şey yapamıyorum. Güçsüz kalıyorum, aciz, zavallı kalıyorum. O filmdeki gibi televizyonu toprağa gömmek istiyorum. Gömersem haksızlıklar da gömülecekmiş gibi.
Ben kendime acırken bir baba bağırıyor feda olsun evladım bu vatana diye. Onun vatanını ben de görebilmek istiyorum. Belki o zaman yenebilirim kendimi. Belki o zaman korkular yüzünden soyutlandığım hayatlara karışabilirim. Belki o zaman insan olabilirim!
Monday, 31 May 2010
Uykusuz..
İstediğim neydi biliyor musun?
İstediğim mutlu etmekti sadece. Kolaylaştırmaktı hayatını. İçimi gördüğünde kaçmamandı benden. Sabah omzuma konan küçük, sıcak bir öpücükle uyanmaktı. O yüzden çabucak görmek istedim neler olacağını. O yüzden açtım sana kendimi. O yüzden görmek istedim sonrasını. Kaçtığın hayatın ne olduğunu, kaçıp kaçamayacağını, gerçekten değiştirmek isteyip istemediğini çıkmazını görmek istedim. Ruhumda kalan son güçle bekledim. Suskunluğum içimin boşluğundan değil taşmak üzere olmasındandı. Sormadım hiçbir şey. Sormadım çünkü önce seni görmek istedim. Bana verdiğinin kalıp kalmayacağını merak ettim. Belki de son kez denemek istedim. Denedim. Sabırla bekledim. Biliyorum aslında çok hızlı olduğunu herşeyin. Ben arkamdakilerden kaçmak istiyordum. Sanırım sen de bir değişiklik arıyordun. Ben kaçabildim. Arkamdakileri bıraktım geride. Sana anlatmaya çalıştım. Bir yandan korktum beni göstermeye. Susarak saklamak istedim. Sen hazır olmadığımı söyledin. Nereden biliyorsun ki? Kıyaslama dedin. Kıyaslayan ben değildim ki. Zor dedin. Kolaylaştırabileceğimi düşünmedin ki. Sen beni tanımadın ki. Tanıma zaten. Benim sana hayat verebilmem için senin bunu istemen gerek. Benim sana dört elle sarılabilmem için asıl senin buna hazır olman gerek. Sen hazır mısın? Elimi tutmaya, benimle bir maceraya hazır mısın? Ben hiç karamsar değilim aslında. Ben suskun değilim. Sana kendimi anlatabileceğimi düşünseydim konuşabilirdim yanında. Senin bana inanacağını düşünseydim konuşabilirdim.
İstediğim neydi biliyor musun?
Uzakta da olsan bana vermek isteyeceğin bir öpücüktü sadece. Dünyamı değiştirecek, senin olduğuma milyonlarca kez şükredeceğim bir öpücük.
İnanç kaybedilmez zannediyordum. Karamsarlıktan değil, depresiflikten hiç değil. Ne karamsarım ne de depresif. Yalnızca kırgınlıklarım geliyor aklıma. Küçücük bir kız çocuğu oluyorum yatağımda. Pembe hayallerime geri dönmek istiyorum. Tutmak istiyorum onları tekrar. Onlar varken çok mutluydum ben. Hep gülerdim biliyor musun? Gözlerimin içi ışıldardı. Derdim ki bir gün olacak. Bir sürü gün geçti. Bir sürü anı geçti. Bir sürü insan geçti. Hayaller küçüldü. Ben büyüdüm.
İstediğim neydi biliyor musun?
Sokaktan geçen arabalardan birinde olman. İstisnasız hepsinin içine baktım. Aradım seni. Gecenin bu saatinde balkonda oturmuş geçen arabaları gözledim. Bana acele etme dedin. Ben seni tanımak için çok acele ettim.
Şimdi Mayıs'ın son gününde seninle kapatıyorum hayatımın bu bölümünü.
İstediğim mutlu etmekti sadece. Kolaylaştırmaktı hayatını. İçimi gördüğünde kaçmamandı benden. Sabah omzuma konan küçük, sıcak bir öpücükle uyanmaktı. O yüzden çabucak görmek istedim neler olacağını. O yüzden açtım sana kendimi. O yüzden görmek istedim sonrasını. Kaçtığın hayatın ne olduğunu, kaçıp kaçamayacağını, gerçekten değiştirmek isteyip istemediğini çıkmazını görmek istedim. Ruhumda kalan son güçle bekledim. Suskunluğum içimin boşluğundan değil taşmak üzere olmasındandı. Sormadım hiçbir şey. Sormadım çünkü önce seni görmek istedim. Bana verdiğinin kalıp kalmayacağını merak ettim. Belki de son kez denemek istedim. Denedim. Sabırla bekledim. Biliyorum aslında çok hızlı olduğunu herşeyin. Ben arkamdakilerden kaçmak istiyordum. Sanırım sen de bir değişiklik arıyordun. Ben kaçabildim. Arkamdakileri bıraktım geride. Sana anlatmaya çalıştım. Bir yandan korktum beni göstermeye. Susarak saklamak istedim. Sen hazır olmadığımı söyledin. Nereden biliyorsun ki? Kıyaslama dedin. Kıyaslayan ben değildim ki. Zor dedin. Kolaylaştırabileceğimi düşünmedin ki. Sen beni tanımadın ki. Tanıma zaten. Benim sana hayat verebilmem için senin bunu istemen gerek. Benim sana dört elle sarılabilmem için asıl senin buna hazır olman gerek. Sen hazır mısın? Elimi tutmaya, benimle bir maceraya hazır mısın? Ben hiç karamsar değilim aslında. Ben suskun değilim. Sana kendimi anlatabileceğimi düşünseydim konuşabilirdim yanında. Senin bana inanacağını düşünseydim konuşabilirdim.
İstediğim neydi biliyor musun?
Uzakta da olsan bana vermek isteyeceğin bir öpücüktü sadece. Dünyamı değiştirecek, senin olduğuma milyonlarca kez şükredeceğim bir öpücük.
İnanç kaybedilmez zannediyordum. Karamsarlıktan değil, depresiflikten hiç değil. Ne karamsarım ne de depresif. Yalnızca kırgınlıklarım geliyor aklıma. Küçücük bir kız çocuğu oluyorum yatağımda. Pembe hayallerime geri dönmek istiyorum. Tutmak istiyorum onları tekrar. Onlar varken çok mutluydum ben. Hep gülerdim biliyor musun? Gözlerimin içi ışıldardı. Derdim ki bir gün olacak. Bir sürü gün geçti. Bir sürü anı geçti. Bir sürü insan geçti. Hayaller küçüldü. Ben büyüdüm.
İstediğim neydi biliyor musun?
Sokaktan geçen arabalardan birinde olman. İstisnasız hepsinin içine baktım. Aradım seni. Gecenin bu saatinde balkonda oturmuş geçen arabaları gözledim. Bana acele etme dedin. Ben seni tanımak için çok acele ettim.
Şimdi Mayıs'ın son gününde seninle kapatıyorum hayatımın bu bölümünü.
Saturday, 29 May 2010
Sardunyalar
Karanlığı delip geçti gökkuşağı..
Renklerinin arasına küçük bir kelebek saklamış..
Odaya girdi, kelebeği içime atıverdi..
Kanat çırptı kelebek ama çırpınmadı..
Kanat çırpınca kelebek
Melodiler oldu
Dans ettik kelebekle
O çaldı, ben söyledim, biz oynadık..
İçime doğdu gökkuşağı,
Kelebekle birlikte..
Yağmur dindi, gökkuşağı koşup gitti..
Kelebekle kaldık baş başa..
Kelebekle şarkılar yaptık..
Kelebekle birlikte planlar yapmaya başladık
Her yağmur yağdığında güneşi de elinden tutup getirmek için..
Yağmurla güneş el ele tutuşsunlar ki gökkuşağı yine gelsin..
Onlar el ele tutuşsunlar ki
Kelebekle ben tekrar şarkılar söyleyip dans edelim..
Yorulunca dans etmekten
Kelebeğimi koydum başucuma, pamuklardan yaptığım yatağına..
Ve biz tavanımda ışıldayan hayali yıldızlara bakarken kocaman bir gülümsemeyle
Beraber yazdık masalımızı senin için..
Renklerinin arasına küçük bir kelebek saklamış..
Odaya girdi, kelebeği içime atıverdi..
Kanat çırptı kelebek ama çırpınmadı..
Kanat çırpınca kelebek
Melodiler oldu
Dans ettik kelebekle
O çaldı, ben söyledim, biz oynadık..
İçime doğdu gökkuşağı,
Kelebekle birlikte..
Yağmur dindi, gökkuşağı koşup gitti..
Kelebekle kaldık baş başa..
Kelebekle şarkılar yaptık..
Kelebekle birlikte planlar yapmaya başladık
Her yağmur yağdığında güneşi de elinden tutup getirmek için..
Yağmurla güneş el ele tutuşsunlar ki gökkuşağı yine gelsin..
Onlar el ele tutuşsunlar ki
Kelebekle ben tekrar şarkılar söyleyip dans edelim..
Yorulunca dans etmekten
Kelebeğimi koydum başucuma, pamuklardan yaptığım yatağına..
Ve biz tavanımda ışıldayan hayali yıldızlara bakarken kocaman bir gülümsemeyle
Beraber yazdık masalımızı senin için..
Friday, 28 May 2010
O değil de..
Beklemek zor mu?
Beklemek yorar mı?
Beklediğin gelir mi?
Beklediğin seni özler mi?
Beklediğin seni bekler mi?
Peki ya boşluksa beklediğin?
Beklenecek kimse, hiçbir şey yoksa?
O zaman o beklemek midir?
O kaderi mi beklemektir?
Kader rüzgarda burnuna gelen tanıdık bir koku mudur?
Kader onun gülüşü müdür?
Kader nedir?
Peki hayat nedir?
Lacivert denizin içindeki parlak turuncu balık mı?
Yemyeşil ormanın içinden göz kırpan pembe yapraklı ağaç mı?
Yoksa teni ağarmış bir çocuğun çıplak ayaklarındaki yaralar mı?
..
Sorular..
Sorular..
Beklemek yorar mı?
Beklediğin gelir mi?
Beklediğin seni özler mi?
Beklediğin seni bekler mi?
Peki ya boşluksa beklediğin?
Beklenecek kimse, hiçbir şey yoksa?
O zaman o beklemek midir?
O kaderi mi beklemektir?
Kader rüzgarda burnuna gelen tanıdık bir koku mudur?
Kader onun gülüşü müdür?
Kader nedir?
Peki hayat nedir?
Lacivert denizin içindeki parlak turuncu balık mı?
Yemyeşil ormanın içinden göz kırpan pembe yapraklı ağaç mı?
Yoksa teni ağarmış bir çocuğun çıplak ayaklarındaki yaralar mı?
..
Sorular..
Sorular..
Mavi
Kapanacaksın..
Kapatacaksın..
Çözemiyorsan düğümü susacaksın..
Askıya alacaksın kendini, hayatı..
Bedenin çalışmaya zorlarken kendini ruhun uçup gitmek için yanıp tutuşuyorsa
Bırakacaksın ipini..
Bırakacaksın ki gidip dolaşsın..
Bırakacaksın ki kendi karar versin nereye konmak istediğine..
Korkmayacaksın..
Yalnız kalmak değildir sonu..
Dönüp geldiğinde ipini tutmana yardım edecek biri olacaktır her zaman..
Ama korkuyorum bırakırsam geri dönmeyecek diye..
Korkuyorum kaçıp gitmeyi bekliyor diye..
Sessiz sessiz kıpırdanıyor içimde sanki..
Bulduğu küçük boşluktan elini uzatmış
Okşar gibi tatlı tatlı genişletmeye başlamış göğsümdeki deliği..
Gıdıklıyor beni..
Gülüyorum
Gülünce daha çok gıdıklıyor şeffaf parmaklarıyla..
Ellerini tutmak istiyorum ama
Göremiyorum..
Canım yanmaya başlıyor..
Nefesim kesiliyor
Gözümden yaşlar inmeye başlıyor..
Susuyorum..
Duruyor..
Duruyorum..
Dünya daha hızlı dönüyor..
Biz duruyoruz..
Kapatacaksın..
Çözemiyorsan düğümü susacaksın..
Askıya alacaksın kendini, hayatı..
Bedenin çalışmaya zorlarken kendini ruhun uçup gitmek için yanıp tutuşuyorsa
Bırakacaksın ipini..
Bırakacaksın ki gidip dolaşsın..
Bırakacaksın ki kendi karar versin nereye konmak istediğine..
Korkmayacaksın..
Yalnız kalmak değildir sonu..
Dönüp geldiğinde ipini tutmana yardım edecek biri olacaktır her zaman..
Ama korkuyorum bırakırsam geri dönmeyecek diye..
Korkuyorum kaçıp gitmeyi bekliyor diye..
Sessiz sessiz kıpırdanıyor içimde sanki..
Bulduğu küçük boşluktan elini uzatmış
Okşar gibi tatlı tatlı genişletmeye başlamış göğsümdeki deliği..
Gıdıklıyor beni..
Gülüyorum
Gülünce daha çok gıdıklıyor şeffaf parmaklarıyla..
Ellerini tutmak istiyorum ama
Göremiyorum..
Canım yanmaya başlıyor..
Nefesim kesiliyor
Gözümden yaşlar inmeye başlıyor..
Susuyorum..
Duruyor..
Duruyorum..
Dünya daha hızlı dönüyor..
Biz duruyoruz..
Tuesday, 25 May 2010
Buuumm..
Sadece ölmek istedim.
Ben..
Yaşamayı herşeye rağmen, herşeye ve herkese rağmen delicesine seven ben ölmek istedim.
Bütün zevkler, bütün tatlar bitmişti.
Eskiden gözlerimin beyazında parıldayan kahverengi ışıklar yerine sararmış bir fonda karanlık iki nokta görmeye başlamıştım.
Bitmişti herşey benim için.
Bitmişti hayat.
Beklentiler, amaçlar, hırslar bitmişti.
Ben umutsuzca ölmeyi beklerken bir şey oldu.
Bir an oldu.
Beni kurtaracak bir an.
Çok acayip bir şey oldu.
Yüzüme bir gülümseme oturdu.
Damarlarımda küçük havai fişekler dolaşmaya başladı.
Sarılıklar gitti, ışık parçaları belirdi yeniden.
Çok acayip bir şey oldu.
Kıvırcık bir şey, yumuşak bir şey.
Uzakta, yalnız..
Çok acayip bir şey..
Ve ben çok acayip bir karar aldım..
Ben..
Yaşamayı herşeye rağmen, herşeye ve herkese rağmen delicesine seven ben ölmek istedim.
Bütün zevkler, bütün tatlar bitmişti.
Eskiden gözlerimin beyazında parıldayan kahverengi ışıklar yerine sararmış bir fonda karanlık iki nokta görmeye başlamıştım.
Bitmişti herşey benim için.
Bitmişti hayat.
Beklentiler, amaçlar, hırslar bitmişti.
Ben umutsuzca ölmeyi beklerken bir şey oldu.
Bir an oldu.
Beni kurtaracak bir an.
Çok acayip bir şey oldu.
Yüzüme bir gülümseme oturdu.
Damarlarımda küçük havai fişekler dolaşmaya başladı.
Sarılıklar gitti, ışık parçaları belirdi yeniden.
Çok acayip bir şey oldu.
Kıvırcık bir şey, yumuşak bir şey.
Uzakta, yalnız..
Çok acayip bir şey..
Ve ben çok acayip bir karar aldım..
Monday, 17 May 2010
Araf
Kalbin işine bak
Yüzüne bakamaz
Ağlar durur sen uyurken
Yalnız olamayan böyle mi yapar
Dersen
Anlarım
Aşkın içine bak
En güzeline
Hem var hem yok mu
Bile Bile
Adalet yok ya
Canımı yakar bu sessizlik
Yerimi bilmem
Bilmem ne taraftayım
Sesimi duyamam
Ne zamandır araftayım
Kimler varmıl içimde
Yoklama yaptım
Deliler çıktı, cellatlar
Bir de şeytanlar
Kalbin işine bak
Yüzüne bakamaz
Ağlar durur sen uyurken
(Mor ve Ötesi)
Yüzüne bakamaz
Ağlar durur sen uyurken
Yalnız olamayan böyle mi yapar
Dersen
Anlarım
Aşkın içine bak
En güzeline
Hem var hem yok mu
Bile Bile
Adalet yok ya
Canımı yakar bu sessizlik
Yerimi bilmem
Bilmem ne taraftayım
Sesimi duyamam
Ne zamandır araftayım
Kimler varmıl içimde
Yoklama yaptım
Deliler çıktı, cellatlar
Bir de şeytanlar
Kalbin işine bak
Yüzüne bakamaz
Ağlar durur sen uyurken
(Mor ve Ötesi)
Subscribe to:
Posts (Atom)