Bir dünya düşün, sadece haklı ve haksız olsun. Haklılar mütevaziliklerini kaybetmeden övünsün, gururlansın; haksızlar başını önlerine eğip vicdanlarının uygun gördüğü cezayı çeksin.
Bazen diyorum ki acaba siyahla beyaz yeter mi? Belki biraz da griler.. Dünya öyle rengarenk oldu ki sen istiyorsun toz pembe, ben istiyorum deniz yeşili. Sadece pembe ve yeşil değil ama; toz pembe, deniz yeşili!! Kim uydurdu ki şimdi bunları. Toz pembe mi ki? Pembeyse annem neden toz alır evde? Evimiz pembecik olsaydı hoş olmaz mıydı? Hem deniz yeşil mi? Ben bazen mavi olduğunu da görüyorum. Kışın camdan baktığımda da gri oluyor. Demek ki renkler öznelmiş. Demek ki aslında olan sadece siyahla beyaz. Kabul etmek istemediğimiz için onları evirip çevirip, giydirip süsleyip değiştirmeye çalışıyoruz. Hop, benim mesela şimdi yanar döner mavi bir fikrim oldu. Diyeceksin ki, be kız mavi hiç yanıp döner mi, mavi soğuk renktir bir kere. Fikir benim değil mi, rengi ben işlemedim mi? Yandı da döndü de, canıma değsin. Anlayacağın maviyi maviliğinden, yangını da yanarlığından ettim. Kısacası yaptım, oldu. Üzerine de bir bardak buz gibi kırmızı içtim.
Ne geri kafalısın sen. İlle de siyah ille de siyah. Ben sevmem öyle simsiyah. Yok siyahtan vazgeçmem dersen uçlarına hafif sarılar atalım da ben de ortak olayım siyahına. Olmaz mı?
No comments:
Post a Comment